”Sıkıntı” Büyük Tehlike Kapının önünde tavla oynuyor…

Bazen hiç bir neden yokken, avuçlarınızı, yüzünüzden başlayıp saç diplerinize, oradan da enseye doğru gezdirdiğiniz oluyor mu ? Ne yalan söyleyeyim benim oluyor.  Avuçlarım önce suratımı hamur gibi  yoğuruyor, ardından yükseğe saçlarıma doğru yol alıyor.  kuvvetli basınç uygulayarak boynumun burkulmasına sebep oluyor, ardında kulaklarımı yalayarak, enseme ulaşıyor oradan da boğazıma yol alıp final yapıyor. Ve ard arda tekrarlıyor bunu o zapt edemediğim avuçlarım. bazen bilinçli bazen de bilinçsiz.

Bilinçli ya da bilinçsiz yaptığımız bu hareket rahatlamak için beynimizin kullandığı bir teknik sanırım. Stresli ve sıkıntılı olduğum bu günlerde beden dilimi gözlemleyerek  farkına vardığım bu hareketimi, büyük bir buluş ortaya çıkarmışcasına sizle paylaşıyorum. İçimdeki sıkıntı biraz hafiledi doğrusu. Bu yazıyı yazarken kaç kere bu tekniği bilinçli olarak yapıp rahatladığımı sayamam size. eminim sizde okumaya başladığınızda avuçlarınızı başınızda gezdirirken yakaladınız kendinizi.

”Ne etkili anlatır mışım be” diye kendimi beğenmişlikte yaptıktan sonra, bunun nedenlerine biraz büyüteç altına alalım diyorum.

Günümüzün en büyük, delice aşırı büyük, sokağın tavanı kadar büyük, baş belası sorunu, içimizdeki, sebebi sır olan, bilinmeyen şey Sıkıntı! evet ya sıkıntı. Bana bir tane sıkılmamış insan gösterin, size inanın Jüpiter’i gidip jetin arkasına bağlayıp buraya getireceğim. Sözüm söz ahanda buraya yazıyorum.  Jüpiter’e yürüyerek gitmek isteyenler hemen araştırmaya koyulsun. ama imkansızın sınırlarını zorlasanız da, ekmekle çipura tutmaya kalksanız da yok yemez. bulamazsınız. yorulmayın derim. şans eseri bulursanız Jüpiter’i uyandığınızda görün diye evinize yakın bir yere bırakacağım. Görmemeniz her ne kadar mümkünse.

evet herkesin sıkıldığından söz ettik peki neden ?

Kimi dondurması bitmeden eridi diye sıkılır, kimi ferrarisinin benzini bitti diye, kimi ise salatasından domates çıktı diye.

Öyle ota boka her şeye sıkılırız kısaca.  sınava hazırlanırız stresi başlar, dünya turuna çıkmak istiyoruzdur, çıkamayız tak hemen oturur  böğrümüze o bela şey sıkıntı.  nedenlerini bitiremem yaz yaz buraya. yapacak bir şey bulamamaktan sıkılınır.  yanında kimse olmamasından, ekonomik, astronomik, antropozik, kronolojik say say bitiremeyeceğim her şeyden sıkılıyoruz.

Tüm insanlığın baş düşmanı, bu büyük salgından nasıl paçamızı sıyırırız peki.

İşte bunun cevabı meçhul. buradan yetkililere sesleniyorum!!!  Lütfen sıkıntı adındaki bu salgından bizi kurtarmak için bakanlık kurun.  tüm insanlık için tüm birimleri bu konuya yönlendirin.  Sirenleri çalın!  tehlike kapının önünde tavla oynuyor.

Tabi bu seslenişim burada fısıltı gibi kaldı. Gerçe çığlık olsa da maalesef bizi yönetenler kıçını, o başkasının kapacağı korkusuyla hiç kaldırmadıkları koltuklarından imkanı yok kaldırmazlar.

Bu yüzden biz kendi ilkel yöntemlerimizle bu beladan kurtulmaya çalışacağız. bu yöntemler kişiden kişiye değişmekle birlikte genelde sıkıntıdan kurtulmak isteyenlerin yaptıkları şöyledir.  bir inanca inanırlar adı din olur, çekim yasası olur bumerang yasası olur tazmanya canavarı yasası bile olabilir. Bazen yoga, tai chi, kek pasta çörek gibi şeyler yaparlar. hız, adrenalin,doğayla iç içe yürüyüş mangal filan yapılır. Efendime söyleyeyim kitap okur şarkı söyler, çalışır, hava atar, zıplar, hoplarlar.  Ama bir türlü işin içinden çıkamayız. Yorulduğumuzda yine karşımızda gördüğümüz hop diye içimizde hissettiğimiz sıkıntı yine oradadır. Ama en azından bu yöntemlerle sıkıntının bir an olsun bizi bıraktığına inanmak isteriz. bunları yapmamız gerekir. şart. bir şeyler öğrenelim, kendimize yeni kimlikler kazandıralım.  kendimizi bunları yaparak kandırmaya ihtiyacımız var doğrusu.

Amaaaaa gelelim asıl olaya. Sıkıntının asıl nedeni büyük bir bilinmezlik?  Kimiz? Nasıl var olduk? Niye yaşıyoruz, sorularını sorup tatmin edici cevap bulamayışımız ve önümüzdeki yüz yıllarca da  bulamayacak olmamızdır.

Anlamsızlık için kimlik savaşı verip, kimlik kazanamadığına üzülen Ey sevgili neslim!!,  size sesleniyorum gelin birlikte çıkalım yıldızlara bakalım dünyada ki geri bıraktığımız resme….

İçinizdeki sıkıntı çok büyükse hiç olduğunuz aklınıza gelsin. Aklınızdaki dertlerin, uçsuz bucaksız bilinmezlik denizinde kaybolduğunu göreceksiniz. Göremiyorsanız şunu düşünün. Elbet türümüz gereği öleceğiz.  Bunca çabalamanın gereği ne değil mi ? Sultan Süleyman’a kalmamış dünya sana mı kalacak.  Ha hala sıkılıyorsan benim yaptığım gibi de yapabilirsin neslim. İntihar etmeyi düşün (sadece düşün eyleme geçme sakın). O zaman aklına dünyanın güzelliği, geride onca insanı sensiz bırakamayacağın, her şeyin istediğin gibi olmasının, senin elinde olduğu gelecek aklına. ve yüzünde gülümseme, içinde huzur olacak.

Ölüm gelince akla

atılır bol bol dünyada takla…

güzel bir dize oldu be ne yazarmışım. tarihe geçirin dizemi sesleniyorum tarihçilere. seslene seslene ses kalmadı.  noktayı koyuyorum konuya.

Hepimize sıkıntılardan uzak günler diliyorum.

Reklamlar

3 thoughts on “”Sıkıntı” Büyük Tehlike Kapının önünde tavla oynuyor…

  1. sıkılıyorum,sıkılıyorsun,sıkılıyor..sıkılıyoruz,sıkılıyorsunuz,sıkılıyorlar..pffff sıkıldımmmm:(((

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s